15 Ağustos 2015 Cumartesi

Amnezi - Jennifer Rush

Her Şeyi Unutmaya Zorladılar. Ama Asla Unutmayacaklar 
Kendine bile güvenemediğinde, kime inanabilirsin?

Anna'nın hayatı sırlarla kuşatılmıştır. Babası Şube'nin son projesi için, çiftlik evlerinin altındaki laboratuvarda, genetiği değiştirilmiş dört çocuğu gözlemleyip üzerlerinde çeşitli testler yapmaktadır. Ciddi mizaçlı Nick, neşeli Cas, zeki Trev… ve Anna'nın kalbini çalan Sam.

Şube, çocukları geri alma vaktinin geldiğine karar verince Sam bir kaçış planı yapar. Onunla gitmek ve güvenli hayatına devam etmek arasında kalan Anna'yı babası kaçmaya zorladığında Sam de genç kızı her ne olursa olsun Şube'den koruyacağına dair söz verir. Ancak bir sorun vardır: Sam ve diğerleri laboratuvardan önceki hayatlarına ve gerçek kimliklerine dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. 


Hayatta kalmak için, Şube onları yakalayıp geçmişlerini tamamen ellerinden almadan önce tüm ipuçlarını bir araya getirmek zorundadırlar. Üstelik Anna kaçışları sırasında Sam'le birbirlerine tahmin ettiklerinden çok daha fazla bağlı olduklarını keşfedecektir...






Herkese merhaba ! Bu aralar art arda kitap yorumu gireceğim gibi görünüyor. E ne yapayım, hava çok sıcak ve tüm gün evde olunca da insanın çok boş zamanı oluyor. Bugün yorumlayacağım kitap, Pegasus Yayınları'ndan çıkan Amnezi. Kısaca konusundan bahsettikten sonra yorumumu sizlerle paylaşacağım.

Anna, babası ile birlikte New York’ta bir çiftlik evinde yaşıyor. Ve bu çiftlik evinin alt katında babası ve kendisinin çalıştığı laboratuvar bulunuyor. Burada her biri ayrı ayrı odalarda yaşayan dört genç erkek var ve babası ile Anna onların üzerlerinde deneyler yapıyor. Bu gençler, Sam, Nick, Cas, Trev, hafıza kaybı yaşamışlar. Bu yüzden neden laboratuvarda bulunduklarını ve bu deneylere maruz kaldıklarını bilmiyorlar. Sam içlerinden en fazla geçmişi hatırlayan kişi ve lider konumunda. Anna ile arasında da anlamlandırmadıkları bir çekim var. Nick içlerindeki en huysuz olanı. Bir odada tıkılıp kalmak onu sinir ediyor ve bu nedenden dolayı da Anna’ya gıcık oluyor. Cas, en sevimlisi. Trev ise Anna’nın en iyi dostu… 

Şube, çocukları oraya kapatan topluluk, yılda birkaç kere çocukları ziyarete gelip, gelişimlerini inceliyor. Eğer gelişimleri tamamlanırsa onları laboratuvardan çıkarıp başka bir yere götürücekler. Anna, Şube’nin asıl amacını ve nereye bağlı olduğunu bilmiyor. Bu büyük bir sır… Şube’nin tekrardan geleceğini öğrenen Anna, Sam’e bunu söylüyor ve böylelikle farkında olmadan ona kaçmak için yardım etmiş oluyor. İşte olaylar bu şekilde başlıyor.



Daha fazla derine inmek istemiyorum çünkü kitap zaten incecik, her söylediğim spoiler olucak gibi hissediyorum. Öncelikle kitabı beğendim ama kitapta bir eksiklik var. Bunun nedenini ilk başta şuna yordum; 300 sayfalık bir kitap ve bir sürü olay oluyor. Bazen olaylar üst üste geldi ve zamanlar birbirine girdi. Gerçi bu eksiklikten çok fazlalık… Yazar biraz daha uzatabilirdi kitabı. Bazı şeyler yüzeysel geçildi. Daha da derine inebilirdi diye düşünüyorum. Özellikle Şube konusu. 

Diğer yandan kurguyu sevdim. Film olabilicek bir kurgusu var. Son dönemlerde bu tip kurguya sahip film ve diziler çok sık görmeye başladık. Karakterleri de beğendim. Çoğu kişi Sam’e bayılmış ama ben Nick’i daha çok sevdim ya. Biliyorum çok gıcık davranıyor. Acayip de sinir bozucu hareketleri var ama ben onun kalbini biliyorum. Nick benim gözümde yeryüzüne düşmüş bir melek…. asfakhfsd

Evet, kapanışı yapıyorum. Genel olarak kitabı beğendim ama dediğim gibi birşeyler eksik. Ama bu demek değil ki seriye devam etmeyeceğim. Yazarın ilk kitabı olduğu için böyle birşey hissetmiş olabilirim. Devam kitapları biraz daha uzun olur diye umuyorum.

Bir sonraki yorumda görüşmek üzere !





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder