16 Ekim 2015 Cuma

Buz Kapanı - Alexandra Bracken


Kabullen, uyum sağla, harekete geç. Turuncu… lider… roo… Herkes farklı bir şekilde sesleniyor bana. Oysa bir tek ben gerçekte ne olduğumu Biliyorum: bir canavar. Ve şimdi beni bekleyen zorlu bir görev var: Virüsün kaynağını açık eden çok gizli Bir bilgiye ulaşmak… Ve bu… bir zamanlar bana nefesim kadar yakın olan birinin ellerinde… Şimdi bir tercih yapmak zorundayım. Ya kalbimi özgür bırakacak ya da Karanlık zihinleri aydınlığa Kavuşturacağım…

"Bu kitap, distopya okuyucuları için bir baş ucu kitabı olacaktır." 
-School Library Journal- 

"Baş döndürücü bir aksiyon ve heyecan dolu bir macera. Bir sonraki kitabı okumak için sabırsızlanacaksınız."
-Publishers Weekly-

"Bracken'ın bu sürükleyici ve tüyler ürpertici distopyası hafızalarınıza kazınacak."
-Kirkus Reviews-




Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. İlk kitabı, Karanlık Zihinler, okumayanlar için bu yazı spoiler içerir. 

Bildiğiniz üzere Karanlık Zihinler içimizi parçalatan bir son ile bitmişti. Ruby, Liam’ın hafızasından onunla birlikte olan anılarını silmiş ve Birlik’ten ve ondan uzakta daha mutlu olacağını düşünerek Liam’ı oradan uzaklaştırmıştı. Buz Kapanı, Ruby’nin Birlik’de geçirdiği birkaç aydan sonra başlıyor. Cate, Liam ile olan olaydan sonra Ruby’i Birlik’e götürüp burada yaşan üç çocuk ile tanıştırır. İçlerinden en cana yakın, enerjik ve geveze olan Jude bir Sarıdır. İçine kapanık, sessiz olan Nico Yeşil ve soğuk, anlaşılması zor olan Vida ise Mavi’dir. Cate, Ruby’i bu takımın Lider’i yapar. 

Ruby, Birlik’de aldığı dersler sayesinde hem fiziksel olarak kendini hem de yeteneğini geliştirir. Yeteneğini kontrol etmekte artık daha tecrübelidir. Birlik’in Psi çocukları bu şekilde yetiştirmesinin nedeni ise onları bir ajan haline dönüştürmektir. Tabi Ruby’nin farklı bir görevi daha vardır. Birlik ona birçok insanın beynine girerek neler sakladıklarını ve benzeri şeyleri öğrenmesini ister ve Ruby buradan kaçış yolunun ortama uyum sağlamak olduğunu bildiği için bunu kabul eder. Bir gün büyük bir operasyon olur. Mahkum 27’i kurtarma operasyonu… Ruby bu operasyonda görev alır ve operasyonu başarıya ulaştıran da o olur. Mahkumun yüzünü ilk kez gördüğünde de büyük bir şok onu beklemektedir. Çünkü karşısında çok tanıdık bir yüzün benzeri vardır. Liam’ın abisi; Cole. 

Karanlık Zihinler’i ne kadar çok sevdiğim her yerde söylemişimdir. 2015’de okuduğum açık ara en iyi kitaplardan biriydi. Kurgusu, karakterleri, olay örgüsü…. Herşeyine bağlanmıştım kitabın. Bitirdiğimde de küçük bir depresyona girdim zaten. O ne biçim bir sondu öyle. ‘Never Fade’i istiyorum yağğğ’ diye az sızlanmamıştım. 

O yüzden Buz Kapanı çıktığında hemen almamak için kendimi zor tuttum. Ama bende şöyle bir sıkıntı var. Bir serinin devam kitabının çıkmasını çok istedim diyelim o çıktıktan sonra hemen alsam bile kısa süre içerisinde başlayamıyorum. Okumak istemediğimden değil. Nedense erteliyorum kitabı hep. Örneğin; Günlerin Sonu, Yakut Çember…. Bu iki kitabın çıkmasını deli gibi bekledim, okumak için de sabırsızlanıyorum ama bir türlü elime alıp da başlayamıyorum. Buz Kapanı’nda da aynı şey oldu. Kitabı aldım ama beklettim okumak için. Umarım bu duruma düşen sadece ben değilimdir :D

Neyse en sonunda başladım, Buz Kapanı’na. Açıkçası biraz endişelerim vardı. Birkaç kişinin olumsuz yorumunu okuduktan sonra acaba beklentilerimi bu kadar yüksek tutmasam mı diye düşündüm. İlk kitap mükemmel olduğu için de hayal kırıklığına uğramak istemiyorum. Ama tabiki de hayal kırıklığına uğramadım.

Kitabı gerçekten çok beğendim. Çoğu kişi ilk yarının temposunun düşük olduğunu belirtmiş ama ben bu şekilde düşünenlerden değilim. Tempo gayet yerindeydi. Acaba sıkılır mıyım diye düşünmedim değil ama dediğim gibi kitabı okurken hiç ama hiç sıkılmadım diyebilirim. Bunun nedeni çok sık kitap okuyamayıp da gerçekten sevdiğim karakterleri tekrardan okumamın heyecanından olabilir. 

Karakterler demişken biraz onlardan bahsedeyim. Ruby’e bazı noktalarda ne kadar gıcık olmak istesem de olamıyorum. Bazen kendimi onun yerine koyunca yaptıklarının aynısını yapmaya cesaretimin olamayacağını veya verdiği kararlardan daha ağır veya kötü olanları vereceğimi düşünüyorum. Zaten kızcağızın başına, çevresindeki insanları düşündüğünden gelmeyen şey kalmadı. Yazık cidden. Liam’a olan sevgisi zaten… Bu ikiliyi çok seviyorum ya. Liam hakkında söylenecek söz yok zaten. Ne kadar mükemmel bir karakter olduğunu okuyarak anlayabilirsiniz. Liam, Liam, Lee…

Ayrıca kitapta yeni karakterler ile tanışıyoruz. Cole, Vida, Jude, Nico… Cole’da Liam’ın biraz çılgın hali. Çok eğlenceli bir tip aslında. Onu daha fazla okumak, kitapta görmek isterdim. Vida, mavi saçlı, asi, kickass kızımız. Kitabı okuyunca nasıl bir ruh halinde olduğunu görürsünüz zaten. Jude ise o kadar tatlı ki. Kitap boyunca her cümlesini bir tebessümle okuyorsunuz. Biraz fazla heyecanlı ve hemen panik olan bir yapısı var. Çok sevimli çoook. 

Dediğim gibi kitabı çok beğendim. Alexandra’nın dili oldukça akıcı. Zaten kurguyu ve karakterleri çok sevdiğim için kitabın bitmesini hiç ama hiç istemememe rağmen, son sayfalar akıp gitti. Bazı yerlerde sizi şaşırtıcak olaylarla karşılaşıyorsunuz. Tabiki yine gülümseyip, üzülme moduna girdiğiniz yerler oluyor. Bu da zaten kitapla bağınızı güçlendiriyor. 

Genel olarak yorumum böyle. Buz Kapanı, kesinlikle ilk kitap kadar iyiydi. Bakalım üçüncü kitap nasıl olucak. Umarım çok beklemeyiz. 

Bu arada kitabı okurken Daughter’in parçalarını dinlemenizi tavsiye ediyorum. Bazı yerlerde sözleri de ritmi de çok uyuyor. Aşağıya bir kaç tane beğendiğim parçayı bırakacağım. Görüşmek üzere ! Kendinize iyi bakın <3







1 yorum:

  1. Ben karanlık zihinleri bugün bitirdim. Buz kapanı nı elimde tutuyorum ama okuyamıyorum, çünkü karanlık zihinlerin hüzünlü sonu beni çok sarstı. Kitaba başlamadan önce bir şeyi çoookkk Meram ediyorum. Liam ve Ruby nin aşkı tam anlamıyla bitti mi, yoksa kitabın ikinci bölümü yani buz kapanında devam ediyo mu?

    YanıtlaSil