20 Eylül 2015 Pazar

Audrey'yi Bulmak - Sophie Kinsella

Dünyanın bayıldığı yazarın ilk gençlik romanı...

Audrey evden çıkamıyor. Hatta, evin içinde güneş gözlüklerini bile çıkaramıyor. Şey... Göz göze gelmek ve bazı başka şeylerle ilgili "minik" sıkıntıları var da!

Aslında... Ağabeyinin dev ışıklı, çok derinlikli arkadaşı Linus, o kapkara güneş gözlüğü camlarının ardından Audrey'nin hayatına sızmayı başarana kadar "vardı" diyelim. Zira Linus, aynen bir portakal dilimini andıran içten gülümsemesi, samimiyeti ve sırf Audrey ile iletişim kurabilmek için yazdığı komik notlarla genç kızı evden çıkarmayı başarıyor. Yani, Starbucks da bir başlangıçtır sonuçta! Tatlı Audrey, anlayışlı ve şefkatli Linus'un yanındayken en korktuğu şeyleri bile yapabileceğini hissediyor. Hem, kim bilir? Belki de o kara camların ardında güzel bir dünya vardır gerçekten de!

Kıssadan hisse... Kendinizi yok olmuş hissettiğinizde bile gerçek aşk sizi bulabilir ve hayat, bir nedenle her mücadeleye değer bir şeye dönüşebilir. Zaten bu işler her zaman bir bakış açısı meselesidir. Audrey ile birlikte gülmeye, hayal kurmaya ve umut etmeye hazır olun…



Bugünki kitap yorumum Üç Ay ve Üç Güneş adı altında düzenlediğimiz tur grubunun kitabı olan ve Artemis’in yayınladığı, Audrey’yi Bulmak olucak. Kitabın yazarı Alışverişkolik adlı seri ile tanıdığımız Sophie Kinsella. 

Kitabın konusundan kısaca bahsetmek gerekirse, Audrey sosyal anksiyete bozukluğu gencecik bir kız. Bu ne demek derseniz, başkaları tarafından olumsuz eleştirilmekten kaygı duymak. Bu nedenle, Audrey kendini tamamen dış dünyadan soyutluyor, ailesiyle konuşurken bile göz teması kuramamaya özen gösteriyor ve siyah güneş gözlüklerinin arkasında yaşıyor. Ama bu doğuştan olan birşey değil. Başına gelen bir olaydan ötürü bu halde.

Diğer taraftan abisi Frank, LOC denen oyuna takıntı yapmış durumda ve arkadaşı Linus’u da eve getirerek birlikte oyun oynamaya başlıyorlar. Audrey’in annesi oğlunun bu oyuna karşı bağımlılığı olduğu için evde yaygara koparıyor ve Linus kavgadan uzaklaşıp odadan çıkıyor. Tam o esnada Audrey ile karşılaşıyor ve bu olaydan sonra Audrey’in hayatı bir nevi değişiyor. Daha fazla konunun içine girmek istemiyorum, kitap zaten incecik, her söylediğim spoiler olucak sanki.

Öncelikle kitabın çok akıcı olduğunu söylemeliyim. Yaklaşık üç saatte bittirdim ki kitap okuyamadığım bir dönemde oldu bu. Komik, eğlenceli bir dili var. Bu da okunmasını kolaylaştırıyor.Kitap okumak istemediğiniz dönemlerde bu kitabı okuyabilirsin. Eğer yaşınız 12-14 arasında ise daha çok eğlenerek okuyabileceğinizi düşünüyorum. En azından ben o dönemlerimde okusaydım kesin bayılırdım. Normalde kitaplarda yaş aralığı belirlemek de pek hoşlanmam ama benim yaşımdakiler için biraz yavan kalıyor kitap.

Kitaptaki birşey beni rahatsız etti. O da bir olayı tam olarak açıklanmaması. Çok yüzeysel geçilmişti konu. Hatta bitirdiğimde devam kitabı mı olucak acaba diye düşündüm ama yokmuş. Daha sonrasında ben mi kaçırdım açıklamayı acaba dedim ama Aysu ile konuştuğumuzda o da bu konudan yakındı. Yazar neden açıklama yapmamış anladım. 

Kitabın kapağı acayip tatlı bu arada. Renklerim uyumu, kapaktaki Audrey, iç tarafının sarı olması... Çok hoşuma gitti <3

Genel olarak kitapla ilgili yorumlarım böyle. Umarım beğenmişsinizdir. Bu arada tur grubumuzun instagram hesabını takip etmeyi unutmayın. Güzel süprizler sizi bekliyor ! 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder